26 Mart 2016 Cumartesi

Konumlandırma ve Koşullandırma // Toplum Hastalıkları Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

Konumlandırma ve Koşullandırma // Toplum Hastalıkları Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

marka-konumlandirma-img
Konumlandırma ve Koşullandırma // Toplum Hastalıkları Mensur Şiirleri // Önder Karaçay
“Reklam ve reklamda parayla insan kullanmak basiret yoksunu bir ahlaksızlığın üretimi şeytani fikrini saklayan bir insan ticaretidir. Toplumun diğerlerini ağına düşüren! Buna itibar edilmeyen ve karşı çıkılan toplumlar ayakta kalırlar.” // Önder Karaçay
Konumlandırma ve koşullandırma,
Toplum hastalıkları adına ihtisas yaptığım,
İki ders ve dert konumdu…
İnsanlık tarihinin iki belası budur,
Koşullandırılması gerekenlerin bilinçaltına,
Konumlanması gerekenler neşredilir bir türlü…
Günümüzün en önemli zehri reklamdır,
İnsan ticareti yoluyla insan ağa düşürme hilesi!
Reklam yoluyla bilinçaltı marka bataklığına döner,
Karıştırdığı beyinler kendini kurtaramazlar,
Oysa en büyük marka kendidir.
Çünkü ihtiyaç marka değil, markayı üretenin çıkarıdır,
Yedi milyar müşterisi olan bir çarkın anlattığım dündür,
Yarını yoktur bu hilenin çünkü…
Eskiden yere çöp atan insanlar kadar,
Yere çöp atmayın diyen insanlarda vardı,
Bugün çöp atanlar çoğaldıkça çöp atmayın diyemeyenler çoğaldı,
İnsan beyni çöp mü?
Reklamla marka çöpleri atıldı…
Şimdi dünyada beyni çöpe dönüştürülmesi gereken,
Çok az toplum kaldı…
Biz bu hasarın bedelini ödemeye başlayan toplumuz şu anda,
Reklamdan, aptal kutusuna çıkandan, dizide oynayan,
Tiyatroyu sanatı insanlıktan karanlıklar adına,
Aydınlığın yerine çıkaran adamlar çıkardı,
İnsanlığı hayatımızdan para putuna satılarak…
Şimdi her insan kendisini geri satın alacak,
Bu bataklıktan…Neyle? Para geçmiyor…
Akıl, vicdan, cesaret, iman ve duygu harmanlı,
Bilgi gücüyle beynimizdeki çöpleri atacağız, atıyoruz!
Tarihin gerçek çöplüğüne…

25 Mart 2016 Cuma

Mobbing Bank Türk Fırtınası Kitabımı Almak İsteyip Sıkıntı Yaşayanlar İçin Kolay Satın Alma İmkanları // Önder Karaçay

Mobbing Bank Türk Fırtınası Kitabımı Almak İsteyip Sıkıntı Yaşayanlar İçin Kolay Satın Alma İmkanları // Önder Karaçay

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Mobbing Bank Türk Fırtınası Kitabımı Almak İsteyip Sıkıntı Yaşayanlar İçin Kolay Satın Alma İmkanları // Önder Karaçay
Öncelikle amacımın kitap satmak olmadığını, sırrım gereği bu kitabı yazmam gerektiği için yazdığımı ve sırrımı başarıyla gerçekleştirmiş olmanın büyük gurur ve huzuru içinde olduğumu, eğer bu sırrımı kitabımı yazmaz ve gerçekleştirmeseydim, helak olan önce kendim sonra hepimiz olacaktık.
Artık dünya 19 Ocak 2016 öncesi dünya değiştir. Şartlar ve roller değişmiştir.
Kitabıma ulaşmak isteyen ve kredi kartıyla aldığında deşifre olanlar için kitabıma ulaşma imkanlarından bahsetmek ihtiyacı hissettim. Çünkü kitabıma ulaşmakta ve özellikle sermaye kitapçısı tekel piyasa oluşturması soran çoğu insana kitap yok veya gelemeyecek demesi beni hiç şaşırtmadığı gibi gurur vesilesidir. Bu kadar korku üretmesi bile ne kadar önemli bir iş başardığını ve başaracağını göstermektedir.
İki yıl önce yine dünyada bir ilki daha gerçekleştirmiş video ile SANAL MAHKEME kurarak kendimi aklamak adına çabam sırasında da bazı özellikle Akbank çalışanlarının evde bile videoyu tıklar isem beni de işten çıkarırlar korkusuydu bu kitabın bir başka yazılma sebebi. Bugün kredi kartıyla deşifre olurum korkusuyla alamayanlar yine şaşırtmamıştır bizi. Bunun böyle olacağını biliyordum. Çünkü içinden geldim, nasıl bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu anlamak biraz zaman alsa da taşlar yerine oturuyor ve karşı tarafın hizaya geçen halleri, savunmaya geçen durumu bu mücadeleyi eninde sonunda haklıların kazanacağını fazlasıyla göstermektedir.
1- Öncelikle kitabımı almak isteyen İkinci Adam Yayınlarından talep edebilirler.
0 216 345 95 66 nolu telefondan talep edebilirsiniz.
2- Alkım kitapta İkinci Adam Yayınları standından bizzat kendiniz alabilirsiniz.
3- Ayrıca Oda kitap, Babil kitap, Vatan kitap, İdefix, Pandora, Kitapperver, İyibirkitap, Kitapseç, Prefix, Yargiyayinevi, D&R, Yemkitapevi, Sözcü Kitapevi, Kitap Sihirbazı, Kitap Burada, Kitaptek, Kitapsahaf, Kitapağacı, Nadir Kitap vb internet aracılığıyla bir çok kitapçıda satılmaktadır.
Alan, almak isteyen, okuyan, vatanı ve milleti için mücadele eden herkes aslında yurttaşlık görevi ve bilincini yükseltmektedir.
Çünkü bu kitap sadece bir kitap değil. Bir mücadeledir, mücadelenin başlangıcıdır, ülkemizin, vatanımızın, milletimizin üzerinde oynanan oyunlara cevaptır. Milat bir çalışmadır öncesi ve sonrası diye tarihi bir dönümün adıdır. Çağı değiştiren MANİFESTODUR. Ve dünyada bir ilki gerçekleştiren işsizden, asilden vekillere MUHTIRADIR.
Sonuçları açısından dünyayı ve çağı değiştiren insanlığın son ibretini yaşatan sırdır.
Geleceğin gündemidir, bizim geleceğimizin dilidir.
Önder Karaçay

24 Mart 2016 Perşembe

“Çocuklar vatana, vatan çocuklara gelecektir.” // Önder Karaçay

“Çocuklar vatana, vatan çocuklara gelecektir.” // Önder Karaçay

ata04
“Çocuklar vatana, vatan çocuklara gelecektir.” // Önder Karaçay

Fırıldak // Zor Günlerin Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

Fırıldak // Zor Günlerin Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

B6-TNAGIMAAa2rk
Fırıldak // Zor Günlerin Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

“Her devrim adamı olmak kolay, önemli olan her devirde adam kalabilmektir.” // Önder Karaçay
Her an ölümlü olduğumuz hayatta,
Hen an şahsi menfaat adına yanar döner olup,
Fırıldak gibi bir o yana bir bu yana dönmemin de,
Bir adabı olmalı…
Madem dönecektin neden gittin denilmeli,
Dönen utanmaz ki; dönenleri utandıran başkası olmalı.
Fırıldağı biz rüzgarda dönen çocuk oyuncağı bilirdik,
İnsanın fırıldağı ile karşılaşınca ne kadar geri kaldığımızı gördük.
İçimizden fırıldak olmanın meziyet olduğunu,
Ve dönmeye dönüşün başladığını gördüğümüz günden bu yana,
Yanar döner bir toplum olduk.
Soba bacalarının tepesine de fırıldak takılırdı,
Rüzgarın yönüne duman aktarırdı.
Fırıldak hep aslında çocuk oyuncağı kadar da masum değildi,
Geçmişten kalma kirli havayı temize bulaştırma işiydi.
Bugün de fırıldaklar insanımızı bozdu,
Baksanıza bir keze tecavüzden bir şey olmaz diyen,
Aileden sorumlu bakanınız bile var.
Düşündüm de modern mutfaklarda havalandırma,
Sistemlerine de çift kanatlı fırıldak takılıyor artık,
Hak yiyenlerin pis kokularını ancak temizlenir düşüncesi hakim!
Fırıldak konusuna girdim bir kere elimden kalemimi,
Dilimden sözümü düşürmeden bitirmem bu işi,
Dümen çevirmek yolu ile hile anlamına da geldiğini gördüm,
Siz hiç görmediniz mi?
İkide bir söz değiştiren, dün söylediği bugün inkar edenlere de,
Fırıldak yakıştırması çok yakışıyor aslında,
Sözünden cayanın kalemi kırılsın, fırıldak gibi dönsün…
Utanma duygusunu yitirmiş, ar damarı çatlamış,
Kişiliğini sattığı çıkarına teslim etmişlerdir fırıldak..
Fırıldak olmaktan geri dönenlerden de korkmak gerek,
Sonra sizi de bir başka tarafa döndürebilir…
Uyanmak, ve uyandırmak adına çok konu var,
Fırıldaklar kadar çok! …

Topla Kendini Yoksa Kehribar Sarısı Tespih Taneleri Gibi Dağılırsın // Zor Günlerin Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

Topla Kendini Yoksa Kehribar Sarısı Tespih Taneleri Gibi Dağılırsın // Zor Günlerin Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

c0928-resimli-anlaml25c425b1-s25c325b6zler-14-546x410
Topla Kendini Yoksa Kehribar Sarısı Tespih Taneleri Gibi Dağılırsın // Zor Günlerin Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

“İnsanın keşfetmesi gereken en büyük okyanusu, iyi niyetle kendi iç sesine kulak vermesidir. Yoksa kendi içinde kıyı da kalır ve unutulur.” // Önder Karaçay
Eskiden insanlık vardı, bu kadar yozlaşmamış,
Sultan’da olsa alimlerin karşısında tespih tanesi gibi dizilir,
Alimleri dinler, soru sorar, kendini geliştirirdi.
Şimdi tavan yapmış yozlaşmanın yeni ürünü olsa gerek,
Çürümüş toplumun seçtiği siyasetçilerin karşısında,
Alim sanılanların tespih tanesi gibi dizildiklerini gördükten sonra!
Maharet şu ki fani hayatta her insan için; güzeli görebilmektir,
İnsan ki cihanda görevi ve en büyük işi sevebilmektir.
Ne çekiyorsa insanlık sevgisizlikten, nefretten, kinden,
İntikamdan çekiyor ve çektiriyor,
Bu insafsızlığın hali insanlık karşısında eziktir.
Gördüğünü herkes sevebilir, gösterişine kanabilir,
Mühim olan tene değil, kalbe dokunarak sevebilmektir.
Öyle zamanlar gelir ki her şey üstüne üstüne gelir,
Kendini afakanlar basar zannedersin,
Kırılma noktası neresi biliyor musun?
Dayanamadığın noktada vazgeçmeyeceksin.
Yoksa kehribar sarısı tespih taneleri gibi dağılırsın,
İpin ucu kime geçer, arayıp bulamazsın,
Senin dağılmanı isteyenlerin derdi de buydu zaten
Bunu çok iyi bilesin ki kalkıp kendini toplamalısın…
Kıyıyı gözden kaybetme riskine girme vaktin geldi,
Bu denizler sana artık yetmiyor,
Dar geliyor engin bakışlı gözler, duygulu sözler,
Dünya yalan, gerçek sensin, yalan dünyadan gitmeden,
Kendin ve kendi geleceğin nesiller için,
Kalk biraz çalış, çabala iyi için oyalan…

Tuzaklara Düşmeyelim // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

Tuzaklara Düşmeyelim // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

309256_10151185156918722_2104512690_n
Tuzaklara Düşmeyelim // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

“Şahsi menfaat için bir toplumun, bir ülkenin kaderiyle oynamanın da bir sonu var. Çünkü ölümlü dünyada bir gün ihanetlerde ölür.” // Önder Karaçay
Kendi ülkesinde adaletin öldüğünü seyredenler,
Adaleti öldüren işbirliğin kavgasından medet umarsa,
O işbirliği yeni bir ihanet doğurur.
İki omuz bir baş ediyor,
Gökyüzüne bile beton dikili bakamıyorum İstanbul’a!
O da bana bakmıyor…
Yarım kaldı aşkımız 29 Mayıs başlangıçlı..
Uzak erimli şer ülke ülkemizde yeni oyuncuyu,
Kendi lehine istiyor yine,
Türk Milleti değiştirecek oyuncuyu,
Ve on dört yıllık ihaneti tarihe gömecek.
Dünyada kitapla MUHTIRA alarak tarihe,
Kara bir leke gibi geçen bu zihniyetin,
Yaşaması, iktidarını sürdürmesi imkansızdır.
İnsanımız çok saf, çok çabuk tuzaklara düşüyor,
Yok bizim savcıların yapamadığını onlar yapmış,
Falan gibi abartıların arka niyetini iyi okumak lazım.
On dört yıldır bu suçları işleyenler şimdi,
Hangi konu sebebiyle yolları ayrıldı da,
Kavgalı oldular, belli ki yeni pazarlıklar yapacaklar.
Emperyalizmin tuzaklarında az insan helak etmedik,
Baksana yine dayamışlar tüm silahlarını alnımıza,
İçimizdeki adamlarına ilk kurşunu kitapla sıkınca,
Biraz geldik kendimize.
Bu ihanet Türk insanlık devrimi ile sonuçlanacak,
Çünkü başka türlü bir çıkış yolu kalmadı,
Saddam, Kaddafi örneğini hiç düşünmeyenler,
Şunu unutmasınlar yine bizim merhametimizden,
Daha iyi bir merhamet bulamayacağını bildiği için,
Bize sığındı ve yalvarıyorlar.
Aklını, vicdanını, cesaretini, imanını şahsi çıkara satanların,
Geri dönebilecekleri ve durumu kurtarabilecekleri bir şans,
Alan kalmadığı gibi bu topluma daha fazla zarar verme,
Haklarının da kendilerinde olmadığını artık bilmek zorundalar.
Ülkeyi teslim edecekleri yer başka bir ihanet olmayıp,
Türk Milletidir…

22 Mart 2016 Salı

Padişahın Kırılan Rekoru // Türk İnsanlık Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

Padişahın Kırılan Rekoru // Türk İnsanlık Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

7024173-17020King-Sobhuza-II-and-map-of-Swaziland
Padişahın Kırılan Rekoru // Türk İnsanlık Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay
Başlıkta bir hinlik olduğunu anlamayan olmadığına göre,
Konuya geçsem iyi olacak!
Padişahın rekorunu kırmak ne demek?
Güney Afrika’da bir ülke olan Swaziland’ın Kralı Sobhuza,
Dünya tarihine geçecek rekorlar kırmış,
Hem de bizim padişahların rekorunu alt üst ederek!
İyice merak ettiğinizi biliyorum,
Kolay değil bu konuyu anlatmak.
Krallık icat olalı altmış yıl koltuğunda oturan,
Dünyada tek kraldır.
İki yüz karısı ve altı yüz oğlu olmuştur,
Ne kadar kız çocuğu olduğu ve akıbetlerinin ne olduğu bilinmemektedir.
Bizim Osmanlı padişahına göre iki yüz hatun,
Rekor olmamakla birlikte, altı yüz erkek çocuk,
Dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş rekordur.
Padişah veya Kral türü yönetimlerin rekorları,
İşte böyle çok aşamalı sayılarla tutturulması imkânsız olup,
Hele günümüz şartlarında asla mümkün değildir.
Kaşık kaşık kudret macunuyla beslenen,
3. Murat bile yüz otuz kadından yapa yapa,
Yüz on kadar çocuk yapabilmiştir,
Onlarında hepsini erkek yapabilmeyi başaramamıştır.
Kral Sobhuza Osmanlı sülalesinin çocuk yapma,
Şampiyonluğunu elinde tutan 3. Murat’ı,
Dört yüz doksan çocukluk farkla geride bırakmıştır.
Ecdat ile övünenlere sorsan anlat Osmanlı neydi?
Otuz altı padişahın adlarını bile sayamazlar ki;
Ne olduklarını, ne yaptıklarını nereden bilsinler,
Öğrenmek isteyen ve öğreten olmadıktan sonra!
Osmanlı tarihini bildikleri için değil,
Övünmeyi sevdikleri için övünürler,
Osmanlı’da Harem vardı der gerinirler birde,
Şunu aklına getirmez; Harem bir kölelikti.
3. Murat’ı anlatmadan da olmaz ki;
Orta boylu, güzel yüzlü, kumral ve uzun sakallı,
Ve iyi huyluymuş!
Bağışta cömert, bilgili, erdemli, nüktedan,
Lütufkâr bir Padişah, yalnız tahta çıkar çıkmaz,
Beş kardeşine şehitlik şerbeti içirmiştir.
Ecel şerbetini kardeşlerine iktidarı için içiren birini,
Önce güzel tarafından yazılanları anlatıp,
Sonra o güzel tarafını yok eden tarafını
Yazmaya bile kalemim zor gitti.
Son rekoru ölümü sonrası kalan miras,
Yüzü aşkın çocuk, sayısı bilinmeyecek kadar,
Hamile cariye bırakarak göç edip gitmiştir.
Tahta yerine geçen oğlu 3. Mehmet;
On dokuz kardeşine ecel şerbeti vererek öldürtmüş,
Cariyeler bir türlü yok edilmiş,
Doğan bebeler göbek bağları koparılarak öldürülmüştür.
Dilsiz cellatlar çalışırdı haremde bunun için,
Devletin selameti, padişahın selameti içindi,
Osmanlı acıklı hıçkırıklar tarihiydi.